karl marx

  1. 1
    "sermaye kar edeceğini bilse kendini asacak ipi bile satar" sözüyle kapitalistlerin yüzlerine ayna tutmuş filozof.
    #7290 cem sultan | 10 yıl önce
     
  2. 2
    hegel tahrifçisi.
    #34998 kaylûle | 10 yıl önce
     
  3. 3
    « modern sanayinin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır. »

    diyen sakallı insandır...
    #40241 ibrahim tevhidi | 10 yıl önce
     
  4. 4
    stalin, lenin ve mao'nun akıttıkları kanların ve gözyaşlarının müsebbibi. şu an yattığı yerde fırıl fırıl döndüğünü sanıyorum.
     
  5. 5
    hayattan pek zevk almayan bir iktisatçıdır. bu da eserlerindeki öfke ile kendisini gösterir. ortağı frederich engels'in yazdıkları ve eleştirileri her ne kadar daha anlaşılır olsa da, onunkiler içinde bulunduğu bir toplumun eleştirisinden ziyade, haydi biraz freudçu olalım, babasına ve mevkisine duyduğu öfkeden kaynaklanır.

    marx'ın durumu ise bambaşka'dır. karanlık duruşu ve nevrotik semptomları, diğerlerine benzemeyen esmer teni - kendisine mağribi diyorlardı- hayatının her anında yalnızlığa sürüklemiştir onu.

    başlıca düşüncesi diyalektik materyalizm ve başlıca kitabı kapitaldir. ikisini de tam sindirememiş biri olarak, sadece özetlerine değineceğim.

    diyalektik materyalizm, diyalektiğini hegel'den alan bir tarih bakışıdır. buradaki diyalektiklik, akla uygun bir değişmeyi ve bu felsefenin sonuçlarının akılla tahmin edilebilirliğine işaret eder. materyalizm ise, pek çoğumuza her ne kadar anlamsız gelse de, benim saygı duyduğum ve özellikle batı toplumlarında etkisini çok gördüğüm bir tespit. fikir akımı diyemiyorum, zira karl marx düşüncelerini bir fikir akımı olsun diye değil, doğrudan gerçeğe bakmak olarak açıklıyor. ki bilimsel çalışmalarındaki objektif durma çabasını gördüğünüzde bu açıklamaya en azından saygı duyuyorsunuz.

    materyalizmin özü, tarihe yüce manalar ve hatta hegel'in yaptığı gibi bir tin gerçekleştirme amaçları yükleyen herkesin aksine, tarihin ve sosyal kültürel değişmelerin savaşların ve yeri geldiğinde dinlerin aslında insanın onsuz yaşayamayacağı bir kavramla bizim fikriyatımızdaki gibi dolaylı değil, doğrudan bir bağı olduğunu söylemektir. bu kavram ise, ekonomik kurumlardır, üretimdir ve evet, paradır. diyalektik materyalizm, bir siyasi görüş değil, bir tarih kuramıdır. her üretim şeklinin ve şemalinin kendi üst yapılarıyla geldiğini ve bu yüzden üretim ve piyasa sistemindeki değişikliklerin devrime yol açtığını tespit eder.

    savaş sebeplerine ve hatta devrim tarihlerine baktığınızda özellikle bu tespit ne kadar anlamlı duruyor değil mi? evet, bence duruyor. devam edelim. marx'ın felsefesi der ki: ideoloji, insanı doğruya bakışıdır, ancak herkes doğruya kendi toplumsal sınıfı, coğrafi konumu ve kültüründen baktığı için bunu yanlış görmektedir. bu yüzden aslında doğruyu bulma çabalarının tümü, savaşa bir sıfır geriden başlamaktadır. marx, işçilere yani proleteryaya, ki bu aklınıza sadece inşaat veya fabrika işçisini getirmesin, başkasının mülkünde ücretli çalışan herkestir bu, bir şövalyelik sıfatı yüklemiştir, bunu da kültür faaliyetlerine ve gözü örtecek bir sosyal konuma sahip olmamalarına bağlar. onlar, gerçeği göremeyen tüm ideolojileri kendi tarafsız görüşlerinden görecek ve dünyayı değştireceklerdir.

    kapitale gelelim: kapital, 1848'deki komünist manifestonun öngördüğü kapitalizm kıyametinin altını bilimsel yolla doldurmak üzere yazılmıştır. marx, burada ideal, gerçekte olamayacak kadar kusursuz bir kapitalizm yaratır ve bunu yıkmayı amaçlar. öyle ya, eğer bunu yıkarsa varlığını sürdürmekte kapitalizmin hiç şansı yoktur. bunu eseri boyunca kurduğu değer tabanlı fiyat sistemiyle başarır da. üretimin bütünsel yapısının bunun üst yapısı olan girişimcilerin bireyselliği ile çatıştığını ve bunun bir kıvılcım çıkaracağı söylenir. kısaca şöyle özetleyelim.

    1) herkes, elindeki malı birebir fiyatıyla satıyorsa, toplumun kâr etmesine olanak yoktur. işçiler, eğer tam olarak emeklerinin karşılığını alıyorlarsa, yani ürünlere kattıkları değer kadar para veriliyorsa onlara, bu halde herhangi bir kapitalistin kâr etmesi söz konusu değildir. aynı şey, diğer üretim faktörleri için de geçerlidir.

    2) bu sebeple, işletmeciler işçilere harcadıkları emekten daha az para verirler. mesela işçimiz günde 8 saat çalışıyor olsun, patronu da ona 5 saatlik emeğin karşılığını veriyor olsun, bu durumda 3 saatlik emek, artık üründür ve ekonominin mevcut kârıdır. tabi ki bu kâr pazarlık gücü çok az olan işçilerin sırtından edinilmektedir.

    3) işletmeler büyürken, nüfusu göreceli daha az gelmeye başlayan işçi grubunu çekmek için ücretleri artırmak zorundadırlar.

    4) ücretler, artık ürünü yani kârı azaltmaya başladığında, işletmeler yeni bir alternatif bulur işçilere: makinalar.

    5) makinalar, ilk başta satın alınırken olası bütün kârları, kusursuz bir kapitalist sistemde olacak şekilde ödenmiştir. bu sayede makineler, pazarlık güçleri işçilerden daha zayıf da olsa * artık ürün üretemezler.

    6) toplam iş gücünün belli bir oranı makineleştiğinde, büyüme durur. kârlar düşmeye başlar. işçilerin maaşları ödenemeyecek konuma gelir. ve kriz patlar.

    7) işçi maaşlarının katlanılamayacak seviyelere indiği, elde kalan makinelerin fiyatlarının hep aşağı çekildiği ve birbirini sindiren işletmelerin varlığıyla daima büyümekte işletmelerin ortaya çıktığı ve halkın gittikçe daha büyük bir kesiminin proleterya olduğu her biri bir öncekinden büyük krizler patlar. yine nüfusun belli bir oranı proleterya olduğunda ve bu kitle aç olacağından, devrim kaçınılmaz olacaktır.

    yani sözün özü marx, büyük işletmelerin varlığını, krizleri ve halkın gittikçe daha fazlasının işçi olacağını yüzyıl öncesinden doğru tahmin etmiştir. dediğim gibi buradaki işçi tanımı başkasının mülkünde ücret alan kişi demektir, yani bankadaki veznedar da bir işçidir meselâ. marx'ın tek yanıldığı nokta, bu proleteryanın gün geçtikçe sefalete düşeceği konusundaki öngörüdür, bunu sebebi de kapitalist patronların sendika benzeri kurumların kurulacağına kesinlikle müsaade etmeyeceğini düşünmesidir. tekel oluşumlarından da habersizdir, meselâ piyasada tek bir makine alıcısı varken, fiyatların değer teorisine göre oluşturulamayacağını unutmuştur.

    marx'ın en büyük hatası ve belki de komünizmin bu kadar zayıf bir temele sahip olmasının sebebi şudur: devrimden söz eder, kıyameti anlatır ancak kıyamet sonrası dünyaya toplumun üretim şemasına, ideolojisine ve yapılanmasına dair hiç bir şey üretmez bunu da komünizme bir ara basamak olan sosyalizmin kurucusu lenin'e bırakmıştır.
    #73499 zulmetefza | 10 yıl önce
     
  6. 6
    maddeden başka hiçbir şeyin varlığını kabul etmeyen materyalist düşüncenin babası.

    marks kitleleri kana bulamasıyla meşhurdur. materyalist fikrin temeli darwine dayanır.darwinin sponsoru da masonlardır.merdivenleri çıktıkça ve arada bağlantıları kurdukça tanrıya(!) ulaşılabilmektedir efendim.ha birde bu kişilerin sempatizanları da zamanla sempati besledikleri kişilerce öldürülmüştür.
    #73516 feryâd-i ebkem | 10 yıl önce
     
  7. 7
    materyalist felsefesi bir kenara bırakıldığında ve yaşadığı devir itibariyle düşünüldüğünde hak verilebilecek bir iktisatçıdır.
    yaşadığı devirde kilisenin durumu, mülkün zâlimler elinde toplanması, güçlülerin zulmetmesi, haklı olarak karl marx'ı bu düşüncelere itmiştir.
    marx'ın kendi dönemindeki iktisadi düşünceleri kötü değildir, gelecek ile ilgili kehanetleri de tutmamıştır zaten. hele hele lenin ve stalin gibi zâlimlerin marx ile pek bir alakası yoktur. zaten marx çarlık rusyasından öyle bir çıkışı hiç beklememiştir. ve hiç bir zaman asın kesin zulmedin dememiştir. kiliseye ve zamanın din adamlarının rant kapılarını görüp dinin bir afyon olduğunu söylemiştir.
    marx'ın söyledikleri zaten ütopyadır, gerçekleşmesi pek mümkün değil.
    marx'ın yaşadığı devir fetret derecesinde olabilir. din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş olabilir ve marx islâmı iyi anlayamamış olabilir. bir milletin ihyâsının ihyâ-ı din ile olabileceğini kavrayamamış olabilir. zekat sistemini, faizin ne kötü olduğunu tam kavrayamamış olabilir. ciddi anlamda papaza kızıp oruç bozmuş olabilir.
    bugün dünyada 1 tane bile marksist kalmamıştır. marksist olduğunu zanneden insanlar vardır o kadar. ve o insanlar da zalimdirler. zalimlikleri de sadece materyalizmi aldıklarındandır.

    **
    #80538 luppiye | 10 yıl önce
     
  8. 8
    marx bilseydi ne derdi acep;

    (bkz: #78596/">#78596)
    #80540 luppiye | 10 yıl önce
     
  9. 9
    (bkz: dünyanın tüm işçileri birleşin)
    #127615 genocide | 9 yıl önce
     
  10. 10
    sorulan sorulara dürüstçe cevap verebilen kişidir.

    -yahudiliğin dünyadaki hikmeti vucudu nedir?
    cevap:ihtiras.
    -yahudinin dünyadaki ibadeti nedir?
    cevap:madrabazlık ve istismar.
    -peki onun dünyevi mabudu nedir?
    cevap:para..
    #141795 feryâd-i ebkem | 9 yıl önce
     
  11. 11
    (bkz: komünist manifesto)
     
  12. 12
    darwin hayranı.
    #182324 feryâd-i ebkem | 9 yıl önce
     
  13. 13
    alman yahudisi.

    vahşi kapitalizm eleştirilerinde haklı olabiliyorsada,çözüm önerileri,düşüncelerinin pratik uygulamalarında aynı haklılığı göremediğimiz ve öngörüleri çoklukla tutmayan özellikle kendisine lenin'den, lenin'e de stalin veya mao dan yaklaşanlar noktasında zaman itibariyle mutlak bir başarısızlığı söz konusu olan düşünürdür. herbert marcuse ve troçki nin düşüncelerinin pratik deneyimini yaşamadığımızdan onlar için bu netlikte konuşmak objektif olmaz tabii.

    düşüncelerini en güzel eleştiren kişi kendi gibi yahudi kökenli henri bergson dur.

    500 yıl sonrasında anılır mı bilmiyoruz...500 yıl sonra olacak mı onuda bilmiyoruz...ama yaşadığımız zaman açısından önemi azalsada insanlık tarihi nin en önemli,en etkili 10 adamını say deseler mutlaka listeye koyacağım bir insan.
    #199448 paraklitos | 9 yıl önce
     
  14. 14
    (bkz: sakallı mübarek)
    #199466 sut dokmus kedi | 9 yıl önce
     
  15. 15
    eserlerinin bazı bölümlerin de kendisine karşı öne sürülecek aksi tezleri öngörerek kaleme alması zekicedir.böylece karşıtının aklını okuyarak çaresiz bırakma yolunu seçmişdir.bu yöntemi marxın çağdaşı bir sahte peygamber de daha müşahade ettim ve takdir ettim.hayata ve hadiselere dair okumaları sırf ideolojisine dayanak oluşturmak için subjektif ve aslında kimi zaman saçmadır.son tahlilde fıtrata aykırı bir ideoloji oluşturmuşdur.ideolojisine tarihsel temel oluşturmak için kollektif tasavvur uğraşıları(klanlar aslında şirinler misali komünal bir toplumdu tadında)makul değildir.
    #199554 paraklitos | 9 yıl önce
     
  16. 16
    kapital'i masa başında, fabrika gezmeden, işçi görmeden, çalışma şartlarını gözlemlemeden yazmıştır.
    #225539 sebze | 9 yıl önce
     
  17. 17
    muhtemelen hem sağcılarımızın hem de solcularımızın büyük çoğunluğunun sol fikri dine yakın olmakla uzak olmak çerçevesi içinde algıladıklarından dolayı "din afyondur" sözüyle toplumumuzda bilinen 19.yy düşünürü.
    #225690 ilker_fb | 9 yıl önce
     
  18. 18
    (bkz: komünist manifesto)
    #225694 charles de gaulle | 9 yıl önce
     
  19. 19
    zannedildiği gibi işçi görmeden, çalışma şartlarını gözlemlemeden yazan bir kişi değildir. sefil bir hayat yaşamıştır. sürüm sürüm süründürülen, sürgünlerle yıldırılmaya çalışılan bir insandır. hep maddi sıkıntı çekmiştir. tüm bu olumsuz şartların yanında yaklaşık 15000 sayfalık bir külliyatı vardır. tutulmasının, görüşlerinin bu zamana kadar takip edilmesinin, şu anda bile yaklaşık bir milyar takipçisi olmasının sebebi, yazdıklarını yaşayarak yazmasıdır.

    ne kadar görüşlerini beğenmesek de onun bu davasına sadık yönüne saygı duymalıyız diyorum. onun bu yönünü karalamak isteyen bazı insanların ortaya attıkları görüşleri de biraz araştıralım diyorum. çünkü kapital'i masa başında fabrika gezmeden yazması hikayesi de onlar tarafından bu zatı karalamak için ortaya atılan safsatalardandır.

    selametle...
    #225701 genocide | 9 yıl önce
     
  20. 20
    kapitali masa başında yazdığı doğrudur.
    fakirlik çektiği de doğrudur.
    lakin hayatının hiç bir safhasında fabrika işçisi olarak çalışmamıştır.
     
  21. 21
    burjuva bir hayat yaşamıştır.

    şöyle bir olay anlatılır:şık elbislerinden birini giyinip eşini koluna takıp sık sık kütüphaneye çalışmaya gider. onun bu halini gören bir işçi yanına yaklaşır ve öfkeyle "karl marx sen olamazsın! karl marx böyle olmamalıydı!" şeklinde bağırır. marx sakin tavrını koruyarak işçiye döner "sizin gibi köylü olmadığım için özür dilerim." diyerek eşiyle birlikte kütüphaneye girer.
    #229799 sebze | 9 yıl önce
     
  22. 22
    "Bilinç hayatı değil, hayat bilinci şekillendirir."

    *
    #258159 seyduna | 9 yıl önce
     
  23. 23
    belkide işçiler devrim yapacaktı ama o kehanette bulunduğu için yapılamamıştır.Hoş devrim yapılsa bile onun öngördüğü gibi mi olurdu(rusya tecrübesi ile)Allahu alem doğrusu...
    #258191 satyagraha | 9 yıl önce
     
  24. 24
    (bkz: kanlı devrim)
    kansızını savunan için; (bkz: antonio gramsci)
     
  25. 25
    19.yy da yaşamış, alman iktisatçi, filozof ve ilim adamıdır. komünizmin babası.

    ayrıca bu adamı değerlendirirken komünizmin son yüzyıl içinde insanlara verdiği zararları göz önünde bulundurmanın yanında bu fikrin hangi şartlarda öne sürüldüğü ve hangi hedeflere ulaşılmak istendiği de incelenmeli, araştırılmalıdır. demek istediğim arkadaşın niyeti temiz olabilir.

    şahsen zekasına, hırsına, meramına, entellektüel birikimine saygı duyduğum bir insandır.
    #258262 bilge kral | 9 yıl önce