fethullah gülen

  1. 1
    27 nisan 1941'de erzurum, pasinler'de doğmuş, hayatını islam'ı yaşamaya ve anlatmaya adamış emekli vaiz. risale i nur'un misyonunu benimsemiş ve bu doğrultuda yapılan hizmetleri ileri götürme çabası içerisinde olmuştur. etrafındaki sevenleri öncelikle eğitim alanında faaliyet göstermiş ve kafa kalp bütünlüğünü elde etme ve bunu başkalarına da kazandırma yönünde gayret göstermişlerdir. yurt içindeki eğitim faaliyetlerinde belli bir noktaya taşındıktan sonra bu faaliyetler orta asya başta olmak üzere tüm dünyaya yaygınlaştırılmaya çalışılmış, artık her sektörde başarılı olabilecek ve islam'ı bulundukları yerde temsil edebilecek insan yetiştirmeye odaklanılmıştır..

    kendisi konjonktürel nedenlerden dolayı amerika pensilvanya'da ikamet etmektedir. vaaz, dergi yazıları ve sohbetlerinden derlenmiş, aralarında sonsuz nur, asrın getirdiği tereddütler, prizma serisi, kırık testi gibi kitapların da bulunduğu 50 civarında eseri vardır.

    tr.fgulen.com/...
    #2125 tuytun | 10 yıl önce
     
  2. 2
    türkiye'nin günümüzde nicelik olarak en büyük ve yaygın cemaatinin manevi lideri ve kanaat önderi.

    fethullah gülen, resmî nüfus kaydına göre 27 nisan 1941'de, erzurum ili, hasankale (pasinler) ilçesi, korucuk köyünde dünyaya geldi. lakin asıl doğum yılı 1938’dir.

    annesinden 4 yaşında kur'an öğrenmeye başladı ve kısa zamanda kur'an'ı hatmetti. babasının 1949 yılında alvar köyü'ne imam olması ve ailesinin oraya taşınması nedeniyle ilkokulu bırakmak zorunda kaldı ve daha sonra dışarıdan tamamladı. babası ramiz hocaefendi'den arapça, hasankale'de bulunan hacı sıtkı efendi'den de tecvit dersleri aldı. ve dört yaşında başladığı kur'an'ı 1951 yılında 10 yaşındayken hıfzederek hafızlığını tamamladı.

    1954 yılında erzurum'daki kurşunlu camii medresesinde alvar İmamı'nın (muhammed lütfi hazretleri) torunu sâdi efendi'den ders okumaya başladı. İki buçuk ay içinde emsile, bina ve merah'ı metin ezberleyerek okudu. İzhar'ı bitirdi. kâfiye okumasına lüzum görülmedi ve molla câmi'ye başladı. bu sırada büyükannesini ve dedesini kaybetti. 1955’te kurşunlu camii medresesindeki sadi efendi'nin yanından ayrıldı ve kemhan camii yanındaki medresede 6 ay kadar okudu. oradan da ayrıldı ve taşmescid'e gitti. metruk haldeki ahmediye camii'nde kendi imkanlarıyla bir oda hazırlayarak zinnur adında bir arkadaşıyla oraya yerleştiler. burada osman bektaş hoca'dan ders almaya başladı.edirne'ye gidinceye kadar hep burada kaldı.

    fethullah gülen kur'an ve arapça tahsilini küçüklüğünden beri ara vermeden devam ettirmiş 12 yaşında hafız olmuştu. 1955 yılında henüz 14 yaşında ve erzurum'daki medreselerde talebe iken korucuk ve alvar köylerinde vaazlar vermeye başladı.

    erzurum'da talebelik yıllarında bediüzzaman'ın yanından gelen muzaffer arslan'ın sohbetlerine katılması üzerine risaleleri tanır ve bir daha da sohbetlere katılmaktan geri kalmaz. ramazan vesilesiyle amasya, tokat ve sivas taraflarını dolaşarak vaazlar verdi ve sohbetler yaptı.

    1959 yılında, erzurum'dan ayrılarak edirne'ye gitti. edirne'de hüseyin top hocanın yardımıyla çevre edindi. girdiği imtihanları kazandı, ancak askerliğini henüz yapmadığı için 6 ağustos 1959'da resmen Üçşerefeli cami ikinci imamlığına tayin edildi. İki buçuk sene Üçşerefeli cami'nin bir penceresinde kaldı. edirne'de bulunduğu sıralarda mahkemeden çağrılarak iki idamlık için 'ruhani reislik' yapması istendi. bu arada evlilik teklifleri de geliyordu kendisine. ancak o kabul etmedi.

    1961 senesinde ankara mamak'ta askerlik görevine başladı. acemilik dönemini burada tamamladı. 1963 yılının mart ayında askerliğini tamamladı. askerlik sonrası erzurum'a giderek bir süre burada ailesinin yanında kaldı ve mevlana ile ilgili bir konferans verdi. komünizmle mücadele derneği'nin kuruluşunda bulundu. halk evi'nin kadrosuna katıldı.

    askerden sonra yaklaşık 1 sene erzurum'da kaldı. daha sonra yeniden edirne'ye döndü ve 4 temmuz 1964 günü dar'ül hadis camiinde kur'an kursu öğretmeni ve fahri imam olarak göreve başladı.Şimdi profesör olan suat yıldırım o zamanlar edirne müftüsü oldu. bir ev tutup beraberce kaldılar. darulhadis camii'nin imam odasında özel sohbetler başlattı.

    edirne'de 1 yıl geçmişti. kırklareli'ne tayin istedi ve 31 temmuz 1965'te kırklareli merkez vaizliğine tayin edildi. 1966 da İzmir merkez vaizliğine tayin edildi. bundan ayrı olarak, kestanepazarı derneği kur'an kursunda gönüllü öğreticilik ve belletmenlik yapmaya da başladı.
    #3259 molla | 10 yıl önce
     
  3. 3
    1969 yılında kahve sohbetlerine başladı ve ege bölgesi'nin çeşitli il ve ilçelerinde vaazlar verdi. 1971 yılında 12 mart muhtırası'ndan önce kestanepazarı kur'an kursu'ndaki görevinden ayrıldı.

    mayıs 1971’de tevkif edildi ve 6 ay sonar tahliye oldu. 9 kasım 1971 günü tahliye olduktan sonra göreve başlamak için diyanet'e başvurdu. sıkıyönetim nedeniyle müspet bir cevap hemen gelmedi. bu yüzden kısa bir süre erzurum'a gitti. döndüğünde salepçioğlu ve alsancak camilerinde vaaz vermeye başladı. ve 23 Şubat 1972'de edremit merkez vaizliğine tayin edildi. burada 2 yıl görev yaptı.

    2 sene 4 ay kadar edremit'te görev yaptıktan sonra 1974’te manisa merkez vaizliğine tayin edildi. aynı sene ramazan ayının üçüncü günü, babası ramiz efendi vefat etti.

    1975 yılında kur'an ve İlim, darwinizm, altın nesil, İçtimaî adalet ve nübüvvet isimli konferanslar serisine başladı ve 1976 yılında da devam eden bu konferanslar münasebetiyle İzmir dışında ankara, Çorum, malatya, diyarbakır, konya, antalya, aydın gibi illeri ziyaret etti.

    İki yıl, üç ay manisa'da kaldıktan sonar bornova'ya tayini çıktı. burada 12 eylül 1980 ihtilaline kadar görev yaptı.

    1977 yılında görevli olarak almanya'ya gitti ve burada çeşitli yerlerde konuşmalar yaptı, konferanslar verdi.

    İstanbul eminönü'nde bulunan yeni cami'de ilk vaazını verdi. vaazın konusu müslüman'ın öncelikle kendine ve benliğine çeki düzen vermesi idi. İstanbul'da ikinci vaazını sultanahmet camii'nde verdi. dönemin başbakanı süleyman demirel, dışişleri bakanı İhsan sabri Çağlayangil de dinleyiciler arasındaydı.

    İlk sayısı Şubat 1979'da çıkan sızıntı dergisi'nde başyazıları ve daha sonra orta sayfa yazılarını yazmaya başladı. İnsana ve yeni nesle verdiği önemden ötürü ilk başyazı 'bu ağlamayı dindirmek İçin yavru'adını taşıyordu.
    #3263 molla | 10 yıl önce
     
  4. 4
    12 eylül 1980 askerî müdahalesinden bir hafta önce 5 eylül cuma günü son vaazına çıktı. vaazdan sonra turgut Özal'la camide imam odasında görüştü. 12 eylül 1980 günü ihtilalin ardından görevini fiilen sürdürme imkânı bulamadı. 45 günlük bir heyet raporu aldı.

    Çanakkale merkez vaizliğine tayin edildi ise de, rahatsızlığı yüzünden görevine başlayamadı. 12 eylül 1980 askeri darbesinin ardından sıkıyönetim uygulanmaya başlandı. ağırlaşan şartlar gereği vaizlik görevinden istifa etti.

    1983'te serbest seçimler yapılmasına rağmen süreç hala askeri yönetimin izlerini taşıyordu. bu yüzden herhangi bir yerde vaaz vermiyordu. anadolu'nun bir çok şehrini dolaştı. eski dost ve akrabalarını ziyaret etti. bu ziyaretlerden birini de ahlat'a yaptı. ecdat yurdunu ziyaret etti.

    1986 senesinde hakkında arama emri olduğu gerekçesiyle burdur'da tevkif edildi. uzun bir sorgulamadan sonra İzmir'e getirildi. arama emrinin İzmir'le de bir alâkası olmadığı anlaşılınca serbest bırakıldı.

    aynı sene hem miraç kandili, hem de büyük Çamlıca camii'nin açılışı münasebetiyle altı yıllık aradan sonra ilk defa kürsüye çıktı. yine aynı sene hacc’a gitti. hacc'dayken diyarbakır'da mehmet Özyurt davasıyla irtibatlandırılarak hakkında tahdit konuldu. dostlarının medine'de ikameti için yaptıkları ısrarlı teklifleri reddetti. her halükârda, yakalanıp teslim olmaksızın türkiye'ye gelip suçsuzluğunu ortaya koymak maksadıyla, suriye üzerinden ve bin bir çile ve zahmetle sınırdan geçerek kilis'e ulaştı. buradan İzmir'e geçti ve sıkıyönetim komutanlığına teslim oldu. suçsuz bulunarak, serbest bırakıldı.

    İlk sayısı 1 temmuz 1988 yılında çıkan ve üç aylık periyotlarla yayın hayatına devam eden yeni Ümit dergisi'nde başyazılar yazmaya başladı. bu dergide yazdığı ilk başyazı "yeni Ümit'in mütevazı İkliminde" adını taşıyordu.
    #3268 molla | 10 yıl önce
     
  5. 5
    İstanbul'da 13 ocak 1989 yılında Üsküdar valide sultan camii'nde vaazlara başladı. bundan önce en son 6 nisan 1986 Çamlıca camii'n açılışında miraç kandili dolayısıyla vaaz vermişti. Üsküdar vaazları 1 yılı geçkin süreyle 16 mart 1990 tarihine kadar (62 hafta) devam etti. burada bütün yönleriyle peygamber efendimiz'i ve o'nun sünnetini anlattı. bu vaazlar, daha sonra sonsuz nur adıyla 3 cilt halinde kitaplaştırıldı. 1989 yılı içinde Üsküdar valide sultan camii'nde haftada bir cuma günleri toplam 51 hafta vaaz verdi. geri kalan 11 haftalık vaaz 1990 yılı içinde 16 mart gününe kadar devam etti.

    1989 yılı içinde haftada bir olmak üzere pazar günleri süleymaniye, pendik, sultanahmet, bakırköy yeni mahalle, İzmir'de hisar ve Şadırvan camilerinde vaazlar verdi. pazar vaazlarını değişik camilerde veren fethullah gülen, ramazan ayı içinde ayrıca salı akşamları fatih camii'nde iftardan sonra teravih namazına kadar vaazlar verdi. ramazan'ın son salı gecesi kadir gecesine denk geldiğinden o vaaz kadir gecesi hakkında oldu. burada ayrıca 6 mayıs 1989 günü ramazan bayramı vaazını da verdi. az önce de denildiği gibi fatih camii vaazları sadece ramazan ayına ait salı akşamı vaazları olup diğerleri pazar günleri değişik camilerde verilen vaazlardır.

    1989 yılı içinde Üsküdar valide sultan camii'nde haftada bir cuma günleri toplam 51 hafta vaaz veren fethullah gülen, aynı vaaz serisini 1990 yılı içinde 16 mart gününe kadar devam ettirdi. Üsküdar'da 1990 yılı içinde toplam 11 cuma vaazı verdi.

    9 nisan 1989'da pendik camii'nde başladığı pazar vaazlarını 1990 yılı içinde de devam ettirdi. İstanbul, (süleymaniye, fatih, pendik) İzmir (Şadırvan, hisar), ankara (kocatepe) ve erzurum gibi illerde haftalık veya ayda bir olmak üzere vaazlar verdi.

    1991 haziran ayında vaazlarına son verdi.

    refia gülen hanımefendi, 28 haziran 1993 pazartesi saat 12.20 sularında İzmir'de vefat etti.
    28 haziran 1993 pazartesi günü vefat eden refia gülen hanımefendi'nin cenaze namazını, 30 haziran 1993 Çarşamba günü dokuz eylül Üniversitesi İlahiyat fakültesi camii'nde fethullah gülen hocaefendi kıldırdı. cenaze, yamanlar Örnekköy mezarlığına defnedildi.
    #3276 molla | 10 yıl önce
     
  6. 6
    Özellikle sonsuz nur vaazından başlanmasını tavsiye ettiğim, dünya Üniversitelerinde adına kürsüler açılan, en büyük 100 entellektüel listesinde birinci sırada, hocaların hocası.
    #3281 kutupyildizi | 10 yıl önce
     
  7. 7
    foreignpolicy dergisinin bünyesinde ki sitesinden,internet ortamında oylanan bir ankette 100 entellektüel arasına girmiş büyük düşünür ve hizmet adamı.
    bu ankette iki türk ilk 100’e girmiştir,diğeri ise orhan pamuk’tur.
     
  8. 8
    anadolunun kurtuluş savaşının ruh cephesi komutanlarından.

    savaş meydanı olarak da bütün dünya sathını kullanıyor. inancı, düşünceleri ve tavsiyeleriyle kalp ve kafa bütünlüğünü evrensel eğitim sistemi olarak insanlığa sunmuş ve kabul görmüştür. türkiye'nin küreselleşmeye karşı verebildiği en önemli cevaplardan biri olan türk okullarının altında anadolu insanıyla beraber onun imzası vardır.
    #3486 kaylûle | 10 yıl önce
     
  9. 9
    cemaati ya da hareketi içinde hocaefendi olarak bilinir. değeri çok sonraları anlaşılacaktır.
    #4753 zehir gibi | 10 yıl önce
     
  10. 10
    mevdudi nin mektubu tarzı kalem oynatacağı beklenirken hayretlere gark olmamıza neden olan zât. (bkz: mevdûdî ´nin papa ya mektubu)
     
  11. 11
    vaazlarını dinlediğim, rindane yaşamından, mütevazi hayat algısından, sade bir çeket bir kaç kitabı dışında hiçbir şeyinin olmamasından etkilendiğim kişi. zamanımızda bir çok cemaatin liderleri x5 lerle çaka satarken, böyle mütevazi bir zatın varlığı bile bir çok şeyi ifade etmektedir.
    yaşadığımız süreçte firavun gibi yaşayıp musa a.s ın ağzı ile konuşan bir çok yanar döner gördükçe insan böyle zaatları hasretle, himmetle, azimle seviyor, kabul ediyor.
    kur'anın bir tefsirinden bu hale gelirse, nice güzellikte işlere imza atarsa insan, birde kur'anın bizzat kendisi ile mühemmel olunduğunda ne hale gelirler varın siz hesap edin.
    #8316 hukem | 10 yıl önce
     
  12. 12
    geçmişi, iddiaları, yaptıkları değerlendirildiğinde; a) esir, b) hasta/rahatsız, c) ajan o) dört başı mâmur binâ, mübârek bir şahsiyet şıklarından hiç birini şimdilik isnat edemediğimiz zâtdır. lakin eserleri kıyasıya eleştirilmektedir ve dahi eleştirilecekdir. hassasiyetimiz âsâra veya sonuçlara değil kişiliğe isnad noktasındadır. gelinen nokta elbet dehşet vericidir lakin allah rahmân´dır, rahîm´dir, kerîm´dir.
     
  13. 13
    halid b. velid için

    '' devrinin rusyası ve amerikası hükmünde olan sasanileri yıkmış, bizansı titretmiş'' derken aslında kendi vazifesinde abd yi adam ederken sıra devrinin gshm si 2050 yılında abd yi dörde katlayacak, pirinç seven çekik gözlülerin ülkesine doğru hazırlık yapan, ileride önce türkiyede sonrada dünyada önde gelen insanları hayret edeceğimiz şekilde dünya çapında ses getirecek şekilde sevk ve idare edecek, kabe-i muazzama'da toplayacak, yerine gelecek olanı işaret eden mübarekler ötesi, yerine kimseyi koyamacağım derecede ihlas ve şükran hisleriyle dolup taştığım, herkesin gavsiyet kutbiyet ararken onun sahabe gibi insandan bir insan olma, velayet-i kübra insanı, keramet ve keşfiyattan ziyade Üstadı gibi zahire değil hakikat ile vazifelendirilmiş, maateessüf -fevkalade muhabbet beslemiştim halbuki- çeşitli cemaatler tarafından kafir olduğu ispat edilmeye çalışılan, yoluna kurban olduğum hocam
    #12583 inkapaci | 10 yıl önce
     
  14. 14
    (bkz: ağlamak güzeldir)
    (bkz: ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz)
    (bkz: benim bildiklerimi bilseydiniz, çok ağlar az gülerdiniz)

    hakikatlerini kavrayamayanların ağlamasını sindiremediği/anlayamadığı insan.
    #12923 tuytun | 10 yıl önce
     
  15. 15
    sahili olmayan okyanuslarımızdandır.
    #14791 mihver | 10 yıl önce
     
  16. 16
    rabbim allah (c.c.) dediği için din düşmanlarının üstüne hücum ettiği, belki de dünyanın barış içinde yaşaması için allah (c.c)' ın bir lütfu olan kişi.
    #14985 luckyluke | 10 yıl önce
     
  17. 17
    kendisini davasına adamış,değeri bilinesi fakat bazı kesimlerce maalesef * bilinmeyen güzel insan...
    #15677 o-bu-su | 10 yıl önce
     
  18. 18
    ister ovulsun ister sovulsun devamli tadi kacirilan ayarinda birakilmayan hocaefendi.

    sovenlerin isin tadini ne kadar kacirdigini anlamak icin sadece su amerikan ajanligi meselesine deginsek yeter; kardesim israrla bu adama amerikan ajani diyorsunuz ve arguman olarak da "bak zaten amerikada yasiyor" diye sacmaliyorsunuz. be suursuz adam bu devirde bir ulkenin ajani olmak icin illa ki o ulkede mi yasamak lazim. sanki fethullah gulen turkiye'de yasamaya devam etse amerikan'dan talimat alamayacak miydi?

    sanki ovenler farkli; ya fethullah hoca konusan birisi. sohbetleri, kitaplari, cdleri filan herkesin elinin altinda ki en fazla da sizin elinizin altinda. simdi bu adam dusuncesini acikliyor. kalkip da sade suya tirit ben seviyorum, aman benim hocam pek de guzel, kiymeti bilinmiyor hamaseti yapacaginiza bize siz ne anladiniz hocaefendi'den ondan bahsetsenize. onun dusunceleri, soyledikleri, yazdiklari hakkinda siz ne dusunuyorsunuz, sizin bunyede ne gibi karsilik buluyor, yansimasi nedir, onemi nedir? bunu anlatsana bana. aman hocam canim hocamdan baska birsey gelmiyor mu elinden? inanin bir muddet sonra bal yiyen baldan usanir hesabi oluyor. kendi adima simdiye kadar elli sefer size de hocaniza da diye gina getirecektim ama bereket hocaefendi hakkinda husnu zanimiz var.
    #15678 yahulosa | 10 yıl önce
     
  19. 19
    ister övülsün ister sövülsün, kendisine sorulan başörtülü kızların üniversitede okumasıyla ilgili soruya verdiği cevapla hacettepe üniversitesi'nde başörtüsüyle okuyarak direnen 600 kızdan 500e yakını başını açmıştır ve direniş sona ermiştir.

    ayrıca o soruya verdiği cevaptaki "füruat" kelimesinin anlamı gerçekten savunanlarının anlattığı gibiyse verdiği cevap soruyla alakasız olmuştur. yok kendisini eleştirenlerin anladığı anlamda yani "teferruat" anlamındaysa hata etmiştir.

    öyle ya da böyle, genelkurmay başkanının ettiği tehditlerle açılmayan başörtüler bu demeçle açılmıştır.
    #21928 kyuubi no kitsune | 10 yıl önce
     
  20. 20
    küresel barışa doğru isimli eserin 131. sayfasında,

    "kelime-i tevhidin ikinci bölümünü söylemeyenlere merhamet nazarıyla bakılmalıdır"
    başka bir eserinde ise en nefret ettiği insanlardan biri ladinmiş. abd karşıtı diye mi ?

    hoşgörü ve diyalog iklimi 241. sayfa,
    "kur'an devamla rabbi bırakıp başkalarını rabb edinmeyin diyor. dikkat edin burada Muhammed resullullah yoktur."

    demiş zat.
     
  21. 21
    (b: herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümüne, yani muhammed allah ın resulüdür kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır... ) demiş müslümandır.

    bir metni okurken orasından burasından kırparak metinde yüklü olmayan bir anlamı yeni bir hale getirmek müslümanın enformasyon ahlakı na yakışmaz. metnin görece bütünü yukarıdaki şekildedir.
    fethullah gülen in hristiyanlara yönelik "merhamet nazarıyla bakmak" tavsiyesi, sanki hristiyanlar ehl-i necattır demiş gibi anlaşılıyorsa ortada sakat bir durum var.
    merhamet nazarıyla bakılmasını istemesinin sebebini fasıldan fasıla adlı sohbet derlemeleri kitabında kendisi söylüyor;

    --alinti--
    (b: "hz. İsa) (a.s)(b: nın resûlullah olduğunu kabul etme, efendimiz)(s.a.s)(b: in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. evet, hz. İsa) (a.s) (b: böyle kabul edildiği an, efendimiz in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile "ümmîlerin peygamberi" denilip hafife alınan efendimiz in, "rasûlullah" olduğu inancı da pekişmiş olacaktır )
    --alinti--

    demek ki, merhamet nazarıyla bakılması ifadesinden, "onları da hoş görün canım, o kadar da önemli bir inkar değil onlarınki" gibi bir anlam çıkmaz.
    bahsedilen şey bir tebliğ stratejisidir. tebliğ vazifesinin zaman ve zemine göre söylem planında, iç dinamiklerini ve hakikatini muhafaza ederek şekil olarak farklı yürütülmesi gerçeğine binaen kendi içinde özgün bir yöntemdir. tebliğ haktır, farzdır, farzlar üstü farzdır, ancak yöntemi, şartları, zaman ve zemine göre her devirde ve her ortamda değişir. japonya da iran daki gibi tebliğler yapamazsınız. küba da da çin de gibi davranamazsınız. aynı şekilde bir putpereste farklı, bir ateiste, agnostiğe ve hristiyana farklı yaklaşmak zorundasınız.

    burada da tebliğ adına hristiyanlara diğer kesimlerden farklı bir yaklaşım söz konusudur.
    sıfatlarında hata etseler bile bir allah a inananlar, kendilerine bir dönem hak bir kitap indirilenler, rasul-i ekrem in (a.s.m.) risaletini şimdilik kabul etmeseler bile, hz. isa nın (a.s.) ibnullah değil rasulullah olduğunu kabul etmiş olmaları (ki bu teslisi reddir) bu geçiş döneminin hassasiyetine binaen onlara merhamet nazarıyla bakmalı.
    merhamet nazarıyla bakmak ise, hristiyanlara kin ve düşmanlık besleyerek bakmanın zıddıdır.
    niye?
    çünkü böylece efendimiz i (a.s.m.) kabul etmeleri daha kolay olacağı düşünülmektedir.

    bu düşünceye katılmak zorunlu değil. ancak düşünceye katılmamak, bu düşünceyi işbirlikçilik olarak görmeyi, tavizkar bir ifadenin ürünü zannetmeyi de zorunlu kılmaz. ictihad hatasıdır denilebilir, amel etmediğim ve etmeyeceğim bir ictihaddır denilebilir. ama meseleyi farklı noktalara çekmek, kendi tebliğ metodunu dayatmaktan başka bir şey değildir.
    #21950 kaylûle | 10 yıl önce
     
  22. 22
    ülkemizin en tartışmalı ismi olarak kabul edilir. ona taraf olanlar ve karşı olanların mütemadiyen karşı karşıya geldiği bir türkiye gerçeğidir. kişileri tartışmak hiç şüphe yok ki (b: dışarıdakileri) sevindirir. tartışılan isim de (b: dışarıdakilerle) sıkı fıkı bir kişilik ise: (b: yandı gülüm keten helva).
    #21961 ebu tarik el aziz | 10 yıl önce
     
  23. 23
    ergenekon ve uzantılarının bu ülkede en çok nefret ettikleri insan.. laik düzenin "milli eğitim" adı altındaki tekerine çomak sokması , uyuyan kitleleri matrix filmindeki neo gibi uyandırması bunun nedenlerinden biridir.

    ..........................

    mahmud esad coşan hocaefendi gibi hicret etmiştir ve hizmete fevkalade hastalıklarıyla birlikte son sürat devam etmektedir. (allah uzun hayırlı ve hizmetle dolu ömürler ihsan etsin)
    #26247 dahhak | 10 yıl önce
     
  24. 24
    "fethullahçı..."

    zamanında efendiler efendisi (s.a.s)'e "ona yaklaşmayın yoksa zarar görürsünüz" diyenlerin iddiaları; Üstad bediüzzaman hazretlerinin talebelerinin "nurcular ayin yaptılar" asparagasları destekli korku kültürü salgılamaları gibi bir yaftalama çabası...

    bizzat fethullah gülen'in ağzından " bizler muhammediyiz,başkaca bir ünvanımız yoktur.. fethullahçı sözü merhum valideme küfürden bana daha ağır geliyor" denilerek reddedilmiş nesebi gayri sahih bir sözdür.
    #27216 dahhak | 10 yıl önce
     
  25. 25
    google'da "m" yazarak arattığınızda çıkan iki numaralı sonuç. eskiden bir numaradaydı fakat yerini milliyet'e kaptırmış. üçüncü sırada ise milli piyango var.
    #32227 kyuubi no kitsune | 10 yıl önce