seyyid kutub

  1. 36
    türkiye'de türkçe çevirisi mit tarafından yapıldığı iddia edilen kişi.
    #454137 sacak alti | 2 yıl önce
     
  2. 35
    (bkz: çağdaş uygarlığın sorunları ve islam)
    #454087 demguzar | 2 yıl önce
     
  3. 34
    fikirlerine uzak olmakla beraber hakkında kötü söylemeyi yüreğimin elvermediği kişi.
    sonuçta islam davasına baş vermiş biri. usülü başka olmuş, yolu bana pek uymamış ama yine de beni ilgilendirmez.
    sadece, sevenleri bize yaptıkları suçlamayı bu kişi hakkında da kendileri yaptıklarının farkında olsunlar yeter.

    #426097 zehir zemberek | 5 yıl önce
     
  4. 33
    şehadet yıldönümü...o'nun anısına bakara suresi 154.ayeti tefsirini sizinle paylaşmayı uygun buldum. buyrun beraber okuyalım inşaallah;

    ........
    allah yolunda öldürülenlere sakın "ölüler" demeyin. tersine onlar diridirler, ama siz farkında değilsiniz.(bakara suresi 154.ayet)
    .............

    şehid ve şehadet

    bu hakk-batıl savaşında şehid düşecek erler olacaktır. allah yolunun şehitleri... aziz ve sevgili ölüler... onurlu ve tertemiz ölüler... gerçekten allah yolunda cihada çıkanlar; bu savaşta canlarını feda edenler en onurlu kalplilerin, en arı ruhluların ve temiz vicdanlıların oluşturduğu bir kafiledir. allah yolunda öldürülen bu seçkin öncüler aslında ölü değildirler, diridirler. bu yüzden onlardan "ölüler" diye söz etmek doğru değildir. onları ne somut olarak ve ne de duygusal plânda ölü saymak yerinde değildir. dudaklarımızdan ve dilimizden rastgele dökülen basmakalıp bir kelime ile onlara "ölü" demek caiz değildir. onlar bizzat yüce allah'ın şahitliği ile "canlı"dırlar. o halde mutlaka yaşıyorlardır.

    onlar zahirde, gözün gördüğüne göre öldürüldüler. fakat ölümün ve hayatın mahiyetlerini bu yüzeysel ve zahiri bakış belirleyemez. hayatta olmanın, diriliğin başta gelen belirtisi etkinlik, büyüme-gelişme ve sürekliliktir. ölümün başta gelen belirtisi ise pasiflik, durgunluk-donukluk ve kesintidir. allah yolunda öldürülenlerin, uğrunda öldürüldükleri hakk davayı destekleme konusundaki etkinlikleri belirgin bir etkinliktir. uğrunda can verdikleri düşünce onların kanları ile sulanarak süreklilik kazanır. bu fedakâr insanlar ölümü seçmekle kendilerinden sonra gelecek olanları güçlü ve devamlı bir etki altında bırakırlar. buna göre şehitler; hayatı değiştirme ve yönlendirme konusunda aktif, sürükleyici ve etkin birer unsur olmakta devam ederler ki, hayatta olmanın başta gelen niteliği budur. bu açıdan onlar her şeyden önce insanların dünyasında geçerli olan bu objektif bakış açısı yönünden yaşıyorlar, diridirler.

    sonra onlar rabbleri katında da diridirler. bu dirilik ya anlattığımız itibarladır, veya ne olduğunu bilmediğimiz başka bir itibarladır. yüce allah'ın "onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz" buyruğu ile onların yaşamakta olduklarını bildirmesi, bu konuda bizim için yeterlidir. çünkü sözkonusu hayatın mahiyeti, sınırlı ve yetersiz insan idrakinin ötesinde ve üzerindedir. fakat onların diri oldukları kesindir.

    onlar yaşıyorlar!.. diri oldukları için öbür ölüler gibi yıkanmazlar. şehit düşerken giydikleri elbiseler aynı zamanda kefenleri olur. çünkü yıkamak, ölmüş cesedi temizlemek içindir. oysa onlar yaşadıklarına göre temizdirler, ölüm kiri üzerlerine bulaşmamıştır. dünyadaki kıyafetleri, aynı zamanda mezardaki elbiseleridir. çünkü halâ hayattadırlar.

    onlar yaşıyorlar... bu yüzden öldürülmeleri ailelerine, dostlarına ve arkadaşlarına ağır gelmez. onlar yaşıyorlar!.. ailelerinin, dostlarının ve arkadaşlarının hayatlarına katılmakta devam ediyorlar. yaşıyorlar!.. bu yüzden arkada bıraktıkları kalplere, ayrılıkları zor gelmez; bu olayı fazla büyütmezler; bu yüce fedakârlık onlara yılgınlık aşılamaz.

    sonra onlar diri olmalarının yanında, rabbleri katında itibarlı birer konuk olarak ağırlanırlar, orada en üstün ve en bol mükâfatlar ile ödüllendirilirler. nitekim müslim'de yeralan bir hadise göre, peygamberimiz şöyle buyuruyor: "şehidlerin ruhları, yeşil bir kuş halinde, cennet'te diledikleri gibi gezerler. sonra, arşın altına asılmış olan kendilerine yaklaşırlar. rabbleri onlara muttali oldu ve buyurdu: `ne istiyorsunuz?' onlar derler ki: `ey rabbimiz, ne arayalım? sen bize hiçbir kuluna nasib olmayan şeyler bahşettin: sonra yüce allah onlara yine aynı soruyu tekrarlar. isteksiz bırakılmayacaklarını görünce derler ki: `ey rabbimiz, bizi tekrar dünyaya döndürüp, ölünceye kadar senin yolunda cihad ettirmeni istiyoruz: rabbleri de: `ben onların bir daha dünyaya döndürülmeyeceklerini yazdım: buyurur."

    öteyandan sahabilerden hz. enesin (allah ondan razı olsun) bildirdiğine göre peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

    "hiç kimse cennet'e girdikten sonra, yeryüzünde bulunan herşey kendisine verilse bile, tekrar dünyaya dönmek istemez. yalnız şehid hariç. o şehitliğin ne kadar üstün dereceli olduğunu gördüğü için dünyaya dönerek arka arkaya on kez vurulup şehid olmak ister." ·(buhari, müslim, imam-ı malik)

    her savaşta ölen, şehid midir?

    fakat bu yaşayan şehidler acaba. kimlerdir? onlar "allah yolunda" öldürülen kimselerdir. sadece allah yolunda! allah'tan başka hiçbir hedefe, hiçbir gayeye hiçbir cazibeye içinde yer vermeksizin... sırf yüce allah'ın indirdiği bu gerçek uğruna. sırf yüce allah'ın yasallaştırdığı bu sosyal düzen uğruna... sırf o'nun seçtiği bu din uğruna.... sadece bu yolda öldürülenler... başka herhangi bir yolda, başka herhangi bir yafta altında ya da bu amaca başka bir hedef veya başka bir yafta ortak ederek öldürülenler değil!.. gerek kur'an, gerek hadisler bu noktayı ısrarla vurgulamaktadır. ta ki, vicdanlarda en ufak bir şüphe, en zayıf bir kuşku kırıntısı kalmasın, vicdanlarda sadece allah kalsın diye.

    nitekim sahabilerden ebu musa eşarî (allah ondan razı olsun) şöyle diyor: "bir defasında peygamberimize adamın birinin kahramanlığını kanıtlamak için, ötekinin kabile taassubu uğruna ve bir başkasının da gösteriş içinde savaştığı, bunların hangisinin allah yolunda olduğu soruldu. peygamberimiz bu soruya karşılık:

    `kim allah'ın sözü yücelsin diye savaşıyorsa o allah yolundadır' buyurdu." (buhari, müslim, imam-ı malik)

    yine sahabilerden hz. ebu hureyre'nin (allah ondan razı olsun) bildirdiğine göre; `adamın biri bir gün peygamberimize: `ya resulullah, birisi dünya metaı elde etmek için allah yolunda cihad etmek istiyor, hakkında ne buyurursunuz?' diye sordu. peygamberimiz, adama `ona hiç bir sevap yok' diye cevap verdi. adam aynı soruyu üç kere tekrarladı. peygamberimiz de her defasında kendisine `ona hiçbir sevap yok' karşılığını verdi.(ebu davud)

    öteyandan yine hz. ebu hureyre'nin bildirdiğine göre peygamberimiz şöyle buyuruyor:

    "allah yolunda cihad etmek amacı ile sefere çıkan kimse hakkında yüce allah `eğer o kulumu, sırf cihad amacı ve bana olan imanı ile peygamberlerime inanmış olması sefere çıkarmış ise kendisini ya cennet'e koyacağım veya kazanmış olduğu sevap ve ganimetle birlikte ayrıldığı evine döndüreceğim kesindir' diye güvence veriyor.

    muhammed'in nefsini kudret elinde tutan allah adına yemin ederek söylüyorum ki, allah yolunda savaşırken yaralanan kimse, kıyamet günü, allah'ın huzuruna yaralandığı günkü hali ile, benzi kan renginde misk gibi koku salarak gelir.

    muhammed'in nefsini kudret elinde tutan allah adına yemin ederek söylüyorum ki, müslümanları sıkıntıya sokacağımı bilmesem allah yolunda savaşmaya giden bir tek seriyeden bile geri kalmazdım. fakat benim müslümanları techizatlandıracak imkânım olmadığı gibi onlar da kendi imkânları ile techizatlanarak benim peşimden gelemiyorlar, o zaman da bana katılmamak ağırlarına gidiyor. muhammed'in nefsini kudret elinde tutan allah adına yemin ederek söylüyorum ki, allah yolunda savaşıp öldükten sonra dirilerek bir daha savaşıp ölmeyi ve yeniden dirildikten sonra bir kere daha savaşıp ölmeyi isterdim" (buhari, müslim, imam-ı malik)

    işte şehidler bunlardır! yani sırf allah yolunda cihad amacı ile sefere çıkanlar... allah yolunda savaşmaktan, o'na karşı besledikleri imandan ve o'nun peygamberlerini onaylamaktan başka hiçbir niyetin sefere çıkarmadığı kimseler... işte bu yüzden peygamberimiz (salât ve selâm üzerine olsun) iran asıllı bir gencin, iranlılığı anılsın diye savaşmasını, cihad meydanında ırkı ile öğünmesini kınamıştır.

    abdurrahman b. ebu ukbe'nin anlattığına göre, iran asıllı bir azadlı olan babası şöyle diyor; `peygamberimiz ile birlikte uhud savaşına katıldım. müşriklerden birini öldürdüm. arkasından `alın şunu, ben iranlı falanım' diye nara attım. bunun üzerine peygamberimiz bana dönerek;

    `ben falanca ensar'lı gencim deseydin ya! çünkü bir kavmin yeğeni de onlardandır, bir kavmin kölesi de onlardandır: buyurdu." (ebu davud)

    görüldüğü gibi peygamberimiz (salât ve selâm üzerine ölsün) muhacirlere yardımcı olmaktan başka bir sıfatla övünmekten (bilindiği gibi ensar aslında bu anlama gelir) ve bu dini desteklemekten başka bir yafta, bir slogan altında savaşmaktan hoşlanmıyor. işte cihad budur. yalnız bu uğurda savaşan şehid olur ve yalnız bu şehidler ölmez, yaşamaya devam ederler.
    #426091 tefekkur ederim | 5 yıl önce
     
  5. 32
    (bkz: fırak ı dâlle)
    #396943 medcezir | 6 yıl önce
     
  6. 31
    (bkz: kardeşim sen özgürsün)
    #396904 ubeyit hatipzade | 6 yıl önce
     
  7. 30
    (bkz: islam ve emperyalizm)
    #369652 sohrap | 8 yıl önce
     
  8. 29
    (bkz: kutub)
    #362408 minel infirad | 8 yıl önce
     
  9. 28
    --- alıntı --- “eğer kanunu ile mahkum edilmişsem ben hakk'ın hükmüne razıyım. eğer batıl kanunlarla mahkum olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. 'a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. ben yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. namazda Allah'ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır.” seyyid kutup --- alıntı ---
    #312226 hayatafurkanca | 9 yıl önce
     
  10. 27
    ibni teymiyyeci olmak gibi garip ve izaha muhtaç bir suçlamaya maruz kalan, mücahid, şehid. şeyhülislam ibn'i teymiyye'den etkilenmiş olması muhtemeldir, bu onun değerine yaşadığı imrenilesi hayata, mücadelesine, şehadetine, ona bakışımıza halel getirir mi ve neden getirsin. bir seyyid kutub'un yazdıklarına, yaşadıklarına, şehadetine götüren mücadelesine bakın bir de onu garip şekilde suçlayanlan acınası insanlara. ne katmışlar islam mücadelesine, ne yapmışlar müslüman dünya için. habire başkalarını mesnedsiz suçlamalardan başka, tekfirden başka. kendileriden menkul bir ehl-i sünnet tarifleri var, yaptıkları tek şey ümmete ve islam dünyasına nifak tohumları serpmek, insanları tekfir etmek, aşağılamak. bu ülkede belli bir grup var, islam bir onların tekelinde, insanların kalplerini biliyorlar, ahiretteki haller onlara malûm, ehl-i sünnet tarifleri son derece yanlı ve tehlikeli. bunu o başlıkta tartışırız, yeri burası değil. ama söyledikleri ve yazdıkları kur'an-ı kerim ve hadis-i şerifler ölçüsünde, ilim ölçüsünde değerlendirilmeden, alim olmayan, ilimden nasibi olmayanların sözleri ile karalanmaları en azından en hafif tabirle çirkin ve yersizdir. bu tür eleştirilerin ilki değil bu ve hep aynı şeyi söylüyoruz, böyle kim olduğu ne olduğu belli olmayan kaynaklardan alıntı yerine ilimle konuşun ve varsa hatamız biz de düzeltelim. konuyu ilimle aydınlatın, bu insanların hatalarını belirtin, neden hatalı olduğunu hadis ve ayetlerin ışığında anlatın ki sözlerinizin bir kıymeti olsun. yoksa dedikodudan öte bir hükmü yok söylediklerinizin.
    #312210 murakabe kalemi | 9 yıl önce
     
  11. 26
    “hiç kimse, bir başkasına fâsık veya kâfir demesin. Şayet itham altında bırakılan kişide bu sıfatlar yoksa, o söz onu söyleyene döner.” “bir kimse diğerine, ‘kâfir’ dediği zaman, bu ikisinden biri kâfir olur: eğer dediği kimse kâfir ise, adam doğru söylemiştir; yok eğer ona dediği gibi değilse, ona söylediği küfür sözü kendine döner (söyleyen kâfir olur).”;* çok yazık, allah yolunda emanetini şehitlik mertebesi ile ödemiş bir alimin arkasından bu şekilde konuşulması.. "kur'an'ı hem kalemiyle hem hayatıyla tefsir eden bir mücahit" için hem de.. .hiç birimiz 60 yaşında iken 4 gün bağlı aç susuz kalmadık, sürekli vücudumuz köpeklere parçalatılmadı. yeğenimize, oğlumuza , kız kardeşimize akıl almaz işkenceler yapılıp gözümüzün önünde şehit edilmedi.. ve en önemlisi asılarak öldürülmedik..ancak seyyid kutub bütün bunlara rağmen şu sözü söyleyebilmiştir:"eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. eğer batılın zulmüne kurban gidiyorsam, batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!.." .. sözlerimizi fütursuzca kullanmayalım,hele de şehid olan alimlerimiz için..
    #312207 muhacir | 9 yıl önce
     
  12. 25
    geçmişte olan siyasi olayların sorumlularına söylediği cümleler arapçadan türkçeye çevrildiğinde, uğrayabileceği anlam yoksunluklarından habersizce onları kullanıp, kendisine haksızlık edilen insan. ehli sünnet bir Allah'ın ayeti değildir. ehli şia'da Allah'ın ayeti değildir. kasmaya gerek yok. 400.000 hadisi ravileriyle birlikte ezberleyip onları hayata tatbik etmek, kur'an'ı ezberleyip hayata tatbik etmekten daha zordur. onu geçtim buharide yaklaşık 4000 hadis vardır. aşağı yukarı 6236 ayeti ezberlemek çok daha kolay ve çok daha iyi olur. hadis ezberlenmesin demiyorum, ezberlensin tabi ki, yanlış anlamaya ve anlatmaya meyilli arkadaşlar farklı algılamasın diye diyorum. olayı getirip salt bir kelime ve/ya cümleye indirgeyip islami mücadelenin beyin adamlarından birine hakaret etmek ayıptır günahtır zuldür. * *
    #312206 sohrap | 9 yıl önce
     
  13. 24
    Allah rasülünün sahabilerine sövene sövmek, yereni yermek, zulumse zalimiz.ehlisünnetin hepside zalimdir o zaman.sapık fikirleri olan biri öldü diye ona saygımı duycaz.ehlisünnete uymayan yazdıklarını yazmamızdan niye rahatsız olurlar bilemiycez tabi.gerçi Allah rasülünün en yakınlarına söven şia ile sünni olması arasında fark görmeyenlere söylenecek bişey yoktur.cemel vakasını tam islam kaynaklarından okumuş olsak sahabelerin birbirleri hakkında asla çirkin şeyler söylemediklerini görürüz.kaldı ki biz kimiz? aciz zelil günahkar ümmetiz.sahabeler kimdir? habibullahın kardeşleri yakınları cennette arkadaşları.haddimizi bilsek boynumuzu büksek kanlı yaşlar akıtsak acaba bizide onlarla beraber haşredermi rabbimiz diye inleyen biçare ancak bunu ister ümid eder.
    #312202 mimnun | 9 yıl önce
     
  14. 23
    mezhepler üstü alim, şehid. ehli sünnet ya da şia ya mensup olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. yüzünü kabeye dönüp secde eden herkes müslüman, bu yolda sahib olduğu en kıymetli şeyini yani canını feda eden herkes şehiddir. hz. osman'ın olduğu gibi kutub'un da hataları olabilir. hiçbirimiz hatadan tenzih edilmiş değiliz. buna hz. adem'den tutun günümüzde yaşayan tüm insanlara kadar herkes dahildir. hz. talha ile hz. zübeyr'in hz. ali ile olan savaşı, mü'minlerin annesi aişe'nin hz. ali ile olan savaşını kim hangi geçerli sebep ile çıklayabilir hata olduklarını kabullenmek dışında? müslüman kanını dökmenin kitabta yeri var mıdır? hata etmişlerdir. bu bir gerçektir. bize düşen onların hatalarından dersler çıkarıp aynı yanlışlara düşmemektir. öncesi ve sonrası kırpılmış bir kaç cümleye takılıp bir değere haksızlık etmek insafsızlıktır. * (bkz: #268635/">#268635) (bkz: #194785/">#194785)
    #312198 sohrap | 9 yıl önce
     
  15. 22
    --- alıntı --- arap ülkelerindeki içtimaî tesanüdü tahakkuk ettirmek için dini inançları ahlâki eğitimin esas kaidesi olarak, almaya azmettiğimiz zaman bu ülkelerde revaçta olan yalnız İslâm değil- bütün dinlerin bize yardımcı olacaklarını göreceğiz. İ. etütler s. 63 --- alıntı ---
    #312196 mimnun | 9 yıl önce
     
  16. 21
    --- alıntı --- Şayet s. kutubun hazret-i osman radıyAllahü anha ağır şekilde dil uzattığına ve bunları mütercimlerin tercüme etmediğine inanmayan mezhepsizler çıkarsa, okuyucularımıza kitabın aslını göstermelerini rica ediyoruz. s. kutup, bu mahut kitabın 186. sayfasından itibaren 5 - 6 sayfa iğrenç zehirlerini kusmaktadır. hattâ dört büyük halifeden biri olan, meleklerin hayâ ettiği hazret-i osman radıyAllahü anha « b u n a k» diyecek kadar alçalarak iftiralar yapmaktadır. mütercimler bunu gizlemekle hakikatı gizleyeceklerini sanıyorlarsa aldanmış olacaklarının acaba ne zaman farkına varacaklar? Şimdi. 186. sayfadan itibaren birkaç satır tercüme edip iftiralarını ifşa edelim: mezhepsiz seyyid kutubun ismi seyyit olup kendisi seyyid falan değildir. seyyid düşmanı seyyid kutub şöyle demektedir: «pek yaşlı olan osmanın hilâfete geçmesi kötü bir talihin eseridir. müslümanların mallarını gelişigüzel harcamıştır. Çok müsrif idi. zübeyre 600.000, talhaya 200.000, mervana ise afrikıyye haracının beşte birisini verdi. eshâb ve bilhassa ali bin ebi talib bunları işitince onu azarladı. muaviyenin mülkünü genişletip filistini de ona verdi. akrabalarını vali yaptı. bu İslâmın ruhuna aykırı idi. » --- alıntı --- alıntı:milli fikir mecmuası.
    #312195 mimnun | 9 yıl önce
     
  17. 20
    ibni teymiyyeci olup, zekat hususunda kur'an, sünnet ve icmaa mühalif hüküm veren kişidir.hz.osman hakkında aynen hz.osmanı şehit edenlerin söylediklerini söylemeside sahabiye bakışını gösterir.ehli sünnet olduğuna dair gürünürde bir delil yoktur.ölmeden tevbe ettiyse orası rabbimize malumdur elbette.
    #312193 mimnun | 9 yıl önce
     
  18. 19
    "şayet bu dini maden parçasına benzetmiş olsaydık bir tarafı üzerine 'la ilahe illallah Muhammedun Rasulullah' yazılırdı, diğer tarafınada 'Allah'ın şeriatı ile muhakeme olmak' yazılırdı. bu ikisi, birbirinden ayrılmaz bir bütündür."
    #268635 beklemek | 9 yıl önce
     
  19. 18
    (bkz: yoldaki işaretler)
    #256154 zamanekitmiri | 9 yıl önce
     
  20. 17


    --- alıntı ---

    ...islami toplum ne teorik olarak ne de "maddi üretim" biçiminde olan "madde" olgusunu hafifser. çünkü madde dediğimiz bu şey, hem içinde yaşadığımız kainatı meydana getiren temel öğe, hem de bizi etkisi altına alan kesinlikle varlığını yadsıyamadığımız bir realitedir. ayrıca maddi üretim, yeryüzünde allah'ın halifesi olmanın temel dinamiklerinden birisidir. fakat islam toplumu, uğruna insani özellik ve değerlerin, fert saygınlığının ve ahlakın...kısaca yüksek verimlilikte bir maddi üretimi gerçekleştirmek için, cahiliyye toplumlarının yerle bir ettiği en yüce değerlerin, faziletlerin ve kişisel dokunulmazlıkların çöküntüye uğratıldığı "madde"yi en yüce değer olarak kabul etmez.

    --- alıntı ---

    #256145 kscg | 9 yıl önce
     
  21. 16
    türkiye'de ki islami hareketlerin 80-90 lı yıllardaki öncü ismi. *
    #194867 kadim murteci | 9 yıl önce
     
  22. 15
    Dün şehadetinin 44.yılıydı. Nasyonal sosyalist cemal abdunnasır tarafından şehit edilmiştir. O, Pek çok insanı, gerçek İslam'ı anlamaya, idrak etmeye ve yaşamaya davet etti, ümmet ise icabet etmeye çalışıyor. *

    (bkz: din budur)
    (bkz: yoldaki işaretler)

    edit: yine tarih kavramımın azizliğine uğradım.
    #194798 nas | 9 yıl önce
     
  23. 14


    --- alıntı ---

    Yoldaki İşaretler kitabı, Kutub'un "Amerikancı İslâm" dediği emperyalist projeyi, sosyalist sapmayı, egemen cahiliyeyi; yani Batılı paradigmayı, yerel ve işbirlikçi cahili sistemlerin kuşatmasını ifşa edip, tüm Müslümanlara yeniden ümmet olacakları, vahyin ve adaletin tanıklığını yapacakları bir yol gösteriyordu. Yani Kutub, her türlü vahiy dışı inanç, düşünce ve düzenleri oluşturan topyekûn cahiliyeye ve işbirlikçilerine karşı tavır almaya, "La" demeye davet ediyordu.

    --- alıntı ---

    (bkz: yoldaki işaretçi)
     
  24. 13
    www.islamvehayat.com/...
    www.islamvehayat.com/...
    #194347 ben | 9 yıl önce
     
  25. 12
    "Kalem sahibi kimseler birçok büyük işler yapabilirlerAncak; fikirlerinin yaşaması pahasına kendilerini feda etmeleri şartıylaFikirlerinin, kan ve canları karşılığında manalanması şartıyla "Hak" bildikleri şeyin, "Hak" olduğunu fütur etmeden söyleyip, gerekirse bu uğurda başlarını vermeleri şartıyla.
    Biz, fikir ve sözlerimiz uğruna ölsek de, o fikir ve sözler ruhlu birer vücud olarak kalacak, yahut da onları kanlarımızla sulayıp, canlılar, ruhlular arasında yaşatacağız" sözünün sahibi, 20. asrın en büyük şehitlerinden biri
    #142077 muhendis | 10 yıl önce
     
. . .