demguzar ın demliği

  1. 25
    sonra, oradan buradan saçmalamalarım üzerine bir yazıya denk gelirim epeyce hoşuma gider;

    "aslında gerçekten ciddi olan sorular bir çocuğun bile dile getirebildiği sorulardır. yalnızca en çocuksu sorular gerçekten ciddi olan sorulardır. cevapları olmayan sorulardır bunlar. cevabı olmayan soru, aşılamayacak bir engeldir. başka bir deyişle insani olasılıkların sınırlarını belirleyen, insan varoluşunun sınırlarını saptayan, cevabı olmayan sorulardır."
    #456684 demguzar | 2 ay önce
     
  2. 24
    devamı..

    gel zaman git zaman büyüdüm. kafa yapım bir milim değişmedi. sadece biraz aptallaştığımı sanıyorum. belki de birazdan daha fazla. daha aptal ve yorgun..
    anlamıyorlardı ama ben bundan dolayı ne kadar mağduriyet yaşasam da kendimle başbaşa kaldığımda kendimi teselli etmeye güzel yollar buluyor ve hatta gurulanıyordum. şimdi mesela anlaşılmayı mucip bir mana koyamıyorum ortaya.
    ...
    ......
    hayır hayır konu kesinlikle bu değildi. bambaşka bir şey anlatma niyetindeydim ama sorun değil. çünkü diyorum ya, bir mana,bir iddia taşımıyor sözlerim. ve hatırlanmaktan çok unutulmak, unutmak üzere söylediğimi biliyorum ne söylüyorsam.
    "ayna ayna söyle bana, bir demlik çayın hatrından söz eden var mı şu dünyada?"
    #456683 demguzar | 2 ay önce
     
  3. 23
    küçükken çok konuşan ya da her lafa karışan biriydim galiba. galiba diyorum çünkü ben farkında değildim böyle olduğumun; bana göre en fazla herkes kadar konuşuyordum, sadece olayların akla gelmedik taraflarına meraklıydım, insanlara oldukça anlamsız gelebilecek tuhaf sorularım olurdu ve ortamın nabzını iç dünyamda fazlaca ölçüp tartmaktan konuşmada zamanlamayı asla tutturamıyordum. velhasıl sorularıma cevaben çok kez duyduğum soru amacı asla olmayan bir soru vardı ; "sana ne?"...
    bozulup susuyordum denilince bana.
    halbuki "saman ye" şeklinde, bu sorunun mağdurları tarafından geliştirilmiş bi karşılığı mevcuttu bu sorunun. çok anlamlı olmasa da vaziyeti kurtarmak isteyenler hep böyle derdi biliyordum. ama ben öyle kırıcı laflar diyebilen bi çocuk da olamadım hiç.

    devamını sonra yazayım uykum geldi.
    #456682 demguzar | 2 ay önce
     
  4. 22
    her şey yolundaydı ve bu hiç de heyecanlı değildi. o yüzden derhal olayların akışına çomak sokacak bir uyuzluğa ihtiyacı vardı.
    #455673 demguzar | 1 yıl önce
     
  5. 21
    ''bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım
    toprak, güneş ve ben.
    bahtiyarım.''

    çünkü bahtiyar olmanın sırrına ermişin,

    ''umrumda mı dünyaaa dım dım dıbı dıbı dııııım..''
    #455564 demguzar | 1 yıl önce
     
  6. 20
    tanıdığın her şeye yabancı hissetmek bir anda. anın durması ve diğer her şeyin uzaklaşarak kaybolması.
    "an gelir, ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür.."
    #455479 demguzar | 1 yıl önce
     
  7. 19
    seni, yalnızlığıma dokunmadığın için de sevebilirdim bittabi.
    #454727 demguzar | 2 yıl önce
     
  8. 18
    kendimi tanımaya başladığımı iddia edecek kadar cüretkar olamıyorum ama en azından ne istediğimi yavaş yavaş anlıyor gibiyim. insan istediği şeydir de denebilir gayet tabi değil mi?

    (bkz: istemek)
    #454659 demguzar | 2 yıl önce
     
  9. 17
    altta kaynayan su devamlı bulaşığa gittiğinden demlenmek nasip olmadı. dura dura heç olmasak bari..

    (bkz: heç olmak)
    #454597 demguzar | 2 yıl önce
     
  10. 16
    yine güneş doğdu. ne kadar anlamsız olduğumu düşündürdü bu bana. bazı gecelerin ardından sabahı göremeyeceğimi düşünürüm. sonra sabah olur odama güneş dolar ve şaşırıp kalırım. yine güneş. yine bi gün. yeni bi gün. anlamsız olduğumu düşünmek gibi çok anlamlı olduğumu da düşünmek de mümkün elbet. yahut en güzeli şu, herkes kadar anlamlı herkes kadar anlamsız.

    1.güneşin benim günahlarım yüzünden doğmayacağı kadar önemli değilim.
    2. güneşi benim günahlarıma rağmen doğduracak kadar önemseniyorum. kıymetliyim.
    3. güneş nerden bakarsan ibretliktir.
    #454539 demguzar | 2 yıl önce
     
  11. 15
    #454407 *

    aslında cezve.ama bizim evin pek kahve adeti olmadığından demlik oldu. kahveye kırk gün çay dersek neler olacağını görmek üzere bir çalışma yaptık. yoksa köpürüp köpürüp taşmak bizim işimiz.
    #454417 demguzar | 2 yıl önce
     
  12. 14
    çokca demlenmekteyim
    acıyorum artık
    ikindiden kalan çay gibiyim çok beklemiş agırlaşmış
    posamı boşaltmak için vuslata öok ihtiyacım var be sözlük
    bu bayram bu acı çayla nasıl geçecek?
    #454402 elhân-i tuyûrun | 2 yıl önce
     
  13. 13
    anladığımız manasıyla özlemek, bir his olmaktan ziyade bir farkediş.
    insan ayrılıklardan sonra özlemiş değildir; özlediğini farketmiştir ancak. özlemek demlemeye benzer çünkü. zaman ister. paylaşım ister. özler insan insanı, gözünün önünde dizinin dibindeyken..özünde yer ederler farkederek yahut hiç farkında olmadan birbirlerinin. bir gün bir şey/şeyler olur ayrılık vaktidir.. sonra zaman geçer insan farkeder. özledigini. aslında.. baya baya özlediğini. o yüzden özledim değil özlemişim demek lazım gelir.

    bilmezdim şarkıların bu kadar güzel kelimlerinse kifayetsiz olduğunu.. özlediğimi farketmeden önce..*
    #454390 demguzar | 2 yıl önce
     
  14. 12
    şu ömrü hayatımda ne karne günü serbest olan kıyafete ne uzun tatillere insanlarla beraber sevinebildim.
    #454384 demguzar | 2 yıl önce
     
  15. 11
    yakına bakmamam gerek. ama ufukta da bir şey yok. boşlukta asılı kaldı bakışlar.
    #454366 demguzar | 2 yıl önce
     
  16. 10
    demlik demek beklemek ve süzülmek demek herşeyden önce
    sonrasında odaya yayılan bir tür ham koku insanı sabırsızlandırsada az daha sabredersen yüzen posa çökecek koku kıvama gelecek ve enfes tat ile yüzünüzde bir tür sırıtma hissine ulaşacaksınız demektir
    herşey olay düngüsünü kabullenip yapmanız gerekenleri yaptıktan sonra beklemekle alakalı
    sonrası paylasmak yada azar azar sürekli icmesi size kalmış bir hal
    #454335 elhân-i tuyûrun | 2 yıl önce
     
  17. 9
    (bkz: sacak alti nın bataklığı)
    #454320 sacak alti | 2 yıl önce
     
  18. 8
    en yakınlarınla imtihan oluyorsan peygamber yolunda say kendini. kıymetini bil bu imtihanın.
    #454309 demguzar | 2 yıl önce
     
  19. 7
    demguzar adlı kullanıcının miniblog sayfasıdır. içinde tanım içermez. dolayısıyla sözlüğe dahil değildir. pazar günleri gazetenin yanında verilen, okuması zaman zaman ana materyalden daha keyifli olan, ama işte ne yaparsa yapsın kendisi bir gazete olamayacak o eklere benzer. ekler diyince aklıma şu tekil ekler geldi. pasta olan. çikolatalı. süper oluyor onlar. ama adını söylerken zorlanıyorum bazen. yani sipariş filan verirken zor oluyor. "bir ekler, iki eklerler." filan diye alıştırma yapıyorum öncesinde ama yine de içeri girince adam bana bakınca ben de heyecanlanınca yani ya yanlış söylersem? her seferinde de bu soru işaretinin cevabı evet oluyor, her defasında yanlış söylüyorum.
    #453759 zulmetefza | 2 yıl önce
     
  20. 6
    ezoterik radyoda sesini duyduğumuz kadarıyla epey hoşsohbet bir yazarımızın demliği. sağ çerçevede ismini görünce bünyede çay içme isteği hasıl oluyor bilsin istedim.*
    #453731 muheyya | 2 yıl önce
     
  21. 5
    tinyurl.com/...

    yıllar önce bobiler.örg de gördüğüm escher ile ilgili bir çalışmayı aklıma getirip duruyor. özellikle de yazarın kendi yansımasından bahsettiğini hesaba katarsak...
    #453643 bay ego | 2 yıl önce
     
  22. 4
    insanvehayat.com/... yazısını okumasını tavsiye ettiğim yazar. kendisini az biraz, az çok, aşağı yukarı, hemen hemen anlıyor gibi bir şeyim, anlıyor olabilirim.
    #453369 medcezir | 2 yıl önce
     
  23. 3
    kibrimi,gururumu, hırçınlığımı ayaklar altına alacak kadar yalnız hissediyorum kendimi.
    buraya yazmak zorunda kalacak kadar yalnız olmaktan da nefret ediyorum artık*
    "modern insanın yalnızlığı" falan diyorlar modern insan sayamam kendimi.* modern insanlarla yaşıyor olmanın yaşattığı yalnızlık olabilir bak.
    düzene teslim olamamış, direnip alt edememiş, bütün bunlara kafa yormaktan vazgeçememiş... güvensiz, ürkek,korkak,hırçın,kat kat zırh kuşanmış bir yalnızlık..

    "bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların.
    kim kimi ne kadar anlayabilir ömür hanım?''
    #453367 demguzar | 2 yıl önce
     
  24. 2
    (bkz: ahmet bey in ceketi)
    #453136 adeviye | 2 yıl önce
     
  25. 1
    ey demgüzar! üstte demlik kapağı çökmedikçe altta yağız çaydanlık delinmedikçe senin saçmalama töreni kim bozabilir? çinli prensesler mi?

    konuyu dağıtmayalım. necmettin çayından bahsetmek istiyorum size. kayseri'de ismini vermeyeceğim bir ilçede (bana incesu dedirtemezsiniz) ismini vermeyeceğim bir köyde (evet bunun ismini gerçekten vermeyeceğim) necmettin isminde kahvecinin sevmediği bir adam yaşarmış. kahvecinin bu adamı sevmeme sebebi tamamen duygusalmış. adam çay içer yazdırır ve asla ama asla para ödemezmiş. bunun üzerine çaycı madem necmettinden paramı alamıyorum demiş ayrı bir demlik koymuş ocağının üstüne çıraklarını orada bulunan herkesi de tembihlemiş bakın bu demlikten müşteriye vermeyeceksiniz bu sadece necmettin istediği zaman bu demlikten vereceksiniz.

    içine mi tükürmüş diye merak edenleriniz vardır 1 aydır giydiği çorabı bile demliğin içine atmış. tüm kalmış çay posalarını kahve telvelerini oralet dibini bile atmış ve necmettin her çay istediğinde o demlikten vermeye başlamış ve parayı artık söz konusu etmemiş. necmettin bundan mesut içtiği çay bedava baldan tatlı geliyor ama arada bir fark var bari şekerden çıkarayım diyor abanıyor şekere. zarar ettirecek ya bir kere.

    hikayemiz burada bitiyor zira necmettin içtiği o çaydan ölmüyor. kahveci parayı talep etmiyor. belki bugün bile gitseniz necmettin demliğinde o çay kaynıyor olabilir ölmediler hala sağlarsa. dağıtmama niyetindeyim demliğe dönelim.

    saçmalamak şaç-mak fiil kökünden gelmez. "saç" bildiğiniz bazı insanların başında bulunan kıllardan gelir. etimolojik olarak bunun izahını size ederim ama buna değer misiniz bundan emin değilim. mesela bu saçmalama oldu mu?

    beni izleyin anacımm.
    #452602 sacak alti | 2 yıl önce
     
. . .